20 Haziran 2007 Çarşamba

Biraz da Photoshop :D



Hayal dünyası sınır tanımaz diye boşa dememişler...Gerçi kardeşim nazlı'ya bu pozu verdirtmek için bayağı bir çaba sarf ettim ama sonucuna değdi :D

Polen Alerjisi :(

Polen alerjisinden korunma yolları

Polenlerin en fazla uçuştuğu sabahları saat 05.00 ile 10.00 arası açık havaya çıkmayın. Ancak ağız ve burnu kapatan maskelerle çıkabilirsiniz.

Polen zamanı açık havada spor yapmayın.

Saçlar tozu tutar. Bu nedenle her akşam saçlarınızı yıkayıp duş alın. Böylece üzerinizdeki tozlardan arınabilirsiniz.

Çocuklar sokaktan geldiği zaman üstlerini hemen değiştirmelerini sağlayın.

Arabada giderken camları açmayın. Hava değişimi için klimadan yararlanın.

Polen zamanı evde kapı ve pencerelerinizi sıkı sıkı kapatın.

Evinizde ve ofiste varsa klima filtresini sık sık değiştirin. Son yıllarda klimaların çoğunda polen filtreleri kullanılmaktadır. Bu filtreleri yıprandıkça yenilemenizde yarar var. Böylece dışardan gelecek olan tozları önleyebilirsiniz.

Tatil için deniz kenarını tercih edin.

Dışarıda gözlük ve şapka kullanın. Gözlükleri her gün akar suyun altında yıkayın.

Günlük kıyafetlerinizi yatak odasında çıkarmayın.

Alerjiye karşı doktora başvurun.

Çim biçmekten kaçının ya da maske takıp yapın.

Gerçekten her an hapşurmaktan gına geldi bu kurallar da uyulacak gibi değil ki! Yine de tedbir olsun ne yapalım :)

Zor Günler...




Servet Kocakaya ve İclal Aydın'dan mükemmel bir düet...Bu şiiri dinlerken bambaşka yerlere gidiyorum! Tam olarak yaşamak istediklerimi anlatamam çünkü sözlerim gerçekten anlamsız kalır...Herkesin dinlemesi gerektiğini düşünüyorum.Her sözünde ben varım adeta :(

Gülerken Ağlatan Bir Yüz!


Ereğlide otururken şans eseri yakaladığım bir doğallık...Yükseltme sınavlarının olduğu bir gün ivrizde(şehir merkezine oldukça uzak bir yer) bulunan okuluma gitmek için dolmuşa bindiğim sırada gözlerime takılan duygu yüklü amcam... Bana hayatta ne kadar çok acı olduğunu mimikleriyle anlatmıştı. Elinde kocaman bir çuval ile belli ki uzun süre yetmesini istediği birşeyler almış. Yaşının verdiği zayıflık ona pek yansımamıştı ama! Otobüsten inerken o ağır çuvalı eline aldığında ben bu işlere alışığım dercesine bir edası vardı... Amcamdan bir fotoğrafını çekmek için izin istediğimde "Ne yapacaksın beni!" demiş. Demiş diyorum çünkü ben ne dediğini anlayamadım. Fakat önde oturan teyzem açıklamasını yaptı. Bende amcam senden daha güzel resim mi var dedim. O içten gülümseyişiyle yüzündeki tüm kırışıkları utandırırcasına hayat dolu bir bakış attı bana. Çek o zaman oğlum dedi,çek bakalım! Ardından böyle bir poz çıktı işte...Ne kadar tuhaf değil mi resim! Bir yanda acıların bırakmış olduğu silinmeyen kırışıklıklar, diğer yanda masumluğu herşeyi ile anlatan duygu yüklü bir tebessüm...Her baktığımda yüreğimin paramparça olmasının sebebi bu paradoks mu acaba :(

19 Haziran 2007 Salı



Resimdeki güzel bakışlı gencin adı, Berkay. Bana çok şey öğretti diyebilirim bu resmin kahramanı için...Bi kere gözlerinde bu dünyaya küfür eden o acı bakışlar var. Bizim sözlerle yaptığımızı yahut yapmaya çalıştığımızı Berkay bakışları ile o kadar net yakalamış ki. Herkes de aynı izlenimi bırakır mı bilmiyorum fakat Berkay bana kenara itilmişliği,acıyı, masumluğu,hüzünü işte bu tüm duygularımı en derinlerime işleyere yaşatıyo...Ondan öğreniyorum belki de hayata bu kadar derinden bakmayı...Arkasındaki bisikleti belki de onun tek yoldaşı.Nadir görünen bir hastalık yüzünden 10 yaşında olduğu halde tam olarak konuşamıyor Berkay. Beyin fonksiyonları çok yavaş çalışıyor. Ama yine de o,bakışlarıya anlatıyor herşeyi. Dünyanın niye bu kadar adaletsiz olduğunu şartların onun isteğinin doğrultusunda gelişmediğini,ona yaşamak isteyip istemediğinin sorulmamasının acısını bana böyle bakarak çıkartıyor.Tam 1.5 Sene önce arkasındaki bisikletiyle heryeri dolaşan berkay yine gittiğimde kendini değiştirmemişti. O masum çocuk bana her baktığında yüreğimden bir parça koparıyor. Umarım iyileşirsin minik dostum,Umarım!


Adriano Fenerbahçe'De!!!

Roberto Carlos'u transfer ederek Dünyayı ayağa kaldıran Fenerbahçe, 2. bombasını da patlattı. Fenerbahçe İnter Milan takımının Brezilyalı forveti Adriano ile her konuda anlaştı.

Yönetim bu futbolcuyla daha önceden anlaştı, ancak Türk Futbol Federasyonu'nun yabancı futbolcu sayısı kararını çarşamba günü açıklayacak olması sebebiyle, Adriano Perşembe günü İstanbul'a gelerek kendisini kiralık olarak Fenerbahçeli yapan sözleşmeyi imzalayacak.

Adriano'yu Fenerbahçe teknik direktörü Zico'yla birlikte son olarak Roberto Carlos ikna etti. Roberto Carlos Brezilya Milli takımından arkadaşı Adriano'yu "Ben de Türkiye'yi tercih ettim. Fenerbahçe çok büyük bir kulüp, stadı, tesisleri, televizyon kanalı, taraftarları... Burada her şey muhteşem" diyerek bu futbolcuyu ikna etti.


Ben büyük şok geçirdim geçirmesem tuhaf olurdu zaten..Ne diyeyim hayırlı olsun takımıma :D hehe

Özgür İşletim Sistemimiz! "Pardus"

Elimdeki bilgisayar dergilerini tekrar gözden geçirirken içinde "pardus 1.0" yazan bir sayı gördüm. O da ne! Son zamanlarda adını sıkça duyar olduğum Türk İşletim Sistemimiz Pardus'un 2006 yılında yayınlanan versiyonu. Hani duydum da hiç fırsat bulup da indirmeye fırsat bulamamıştım Pardus'u.(Aslında kota sorunu da denebilir :D ) Şimdi böyle hazır bir cd'de olunca ister istemez bir merak oluştu içimde. Hemen bi kurayıp deneyim şu mereti dedim. Açık kaynak kodlu yazılımlara da bi sempatim var karakterim gereği. :D Neyse ben neskafemi koymuş pardus kurulumuna hazırlanırken güzel bir arayüzle karşıladı beni pardus. Kolay ve anlaşılır bir anlatımla beni kademe kademe yönlendirditken sonra 20 dakikalık bir zaman diliminde bitirdim kurulumu...Şimdi biri bana kalkıp dese ki Windows'dan vazgeçip tüm dikkatini pardus,linux,redhat vs. gibi açık kodlu yazılımlara yönlendireceksin! Adama kalkıp küfür ederdim heralde :D Fakat Pardus'la bu tesadüfi tanışmam bana yepyeni kapılar açtı. Bu eski sürümü incelemem rağmen "Türk Telekom" denilen adi kuruluşun kazığıyla aldığım airties modemimi bir çırpıda tanıyarak Sörf olayına hemen izin verdi. Sade yapısı ve kullanılabilirliği ile beni kısa sürede etkiledi pardus... Mesela photoshop ile uğraşan ve asla vazgeçemem diyen ben, onun kadar profesyonel bir yazılım olmasa da pardus ile birlikte gelen "Gimp" den oldukça etkilendim. Bunun gibi birçok bağımlı olduğumuz yazılım Pardus ile bizlere hemen ulaşıyor. Daha sonra .pisi paketleri adını verdiğimiz kendi dosya biçimi ile kurulum yapan bu sistemin yeni sürümüne ihtiyacım olduğunu anladım ve hemen bir internet kafe sayesinde Pardus 2007.2 Beta sürümüne ulaştım.(iyi ki indirmişim :D ) Eve gelip bir iştahla kurduktan sonra ilk yapmam gereken MSN'e alternatifler aramak oldu. (Malum genel ihtiyaç) Açıkçası bulmak tahmin ettğimden çok fazla kolay oldu. "Amsn" adlı yazılım msnin yaptğı görevleri fazlasıyla yapıyor. Bazı sorunları olmasına rağmen beni yeterince tatmin etti. Ardından görselliğe önem veren bir adam olduğum için hemen tema arayışlarına girdim. Bu sırada windows sistemlerine bol bol küfür etmemi sağlayan ve beni uyandıran "BERYL" ile karşılaştım. Ha beryl ne diyeceksiniz! Size bunu anlatamam sadece bunu yaşamanız gerekli yine de bir ipucu isterseniz youtube'den beryl yaparak arayabilirsiniz. Görsel Şov isteyenler bıraksın vistayı da pardusu denesinler. Pişman olacak biri olduğuna inanmıyorum. Ben şu anda bu satırları da Beryl+Pardus işletim sistemimden yazmaktayım. Özgür işletim sistemimle hem mutlu hem de mükemmel bir uyum içerisindeyim. Herkese Pardusa! Bilgiye ihtiyacınız varsa bu siteye göz atabilirsiniz. Tatmin olacağınız kadar bilgi var.